9 Nisan 2012 Pazartesi

Knight Of Honor

Strateji oyun sevenler için iyi bir seçim. Tarihi bizzat yaşıyorsunuz bu oyunda. Oyuna başlarken önce hangi devirde oynayacağımızı sonra ülkemizi seçiyoruz. Seçtiğimiz devirde kaç tane devlet varsa oyunda mevcut. 

Oyunu diğer strateji oyunlarından ayıran bir özellik var. Mesela Selçuklu devletini seçer ve Anadolu' daki topraklarımızı genişletirsek kısa zaman sonra bazı şehirler kendi rızalarıyla bize katılıyor ve Osmanlı devletini kurmuş oluyoruz. Aynı şey İskoçya içinde geçerli. Highlands' ı seçer İngiltereyi ele geçirirsek İskoçya devletini kurmuş oluyoruz.

Şehirlerimiz yavaş gelişiyor, şehirlerde yapabileceğimiz tek şey yeni eklentiler için talimat vermek. Mesela şehrin etrafına sur çekilmesi için talimat veriyoruz. Ya da tarımın genişletilmesi, tersanenin genişletilmesi vs. Bir şehri ele geçirmemiz için önce kuşatmamız lazım. Kuşatmayı kazanırsak şehir uyum sürecine giriyor ve bizi benimsiyor, ancak o zaman şehri kontrol etmeye başlıyoruz. Fethettiğimiz şehrin dini bizim dinimizden farklıysa o şehirde sık sık isyan çıkıyor. İsyancılar rasgele toplanmış teröristler olabiliyor ya da işgal ettiğimiz ülkenin fanatiği olabiliyor. Fethettiğimiz şehrin din adamı göndererek dinini değiştirebiliyoruz fakat bu çok masraflı uzun bir süreç. Şehirlerde en fazla altı tabur asker bırakabiliyoruz. Ayrıca oyundaki en güçlü, en gelişmiş şehir İstanbul (Havamızıda atalım.)

Ordular en fazla dokuz tabur asker ve dört adet mancınık tarzı ile kuruluyor. Ordu kurmak için mareşala ihtiyacımız var. Mareşalın ve askerlerin tecrübesi arttıkça giderek yenilmez bir alınabiliyor. Ordular karada yavaş hareket ediyor(sırf atlıdan oluşmamışsa), o yüzden kıyı şehirleri fethetmeye bakın gemilerle çok hızlı hareket edebiliyoruz. Bir savaşa en fazla iki mareşalın kontrol ettiği iki ordu girebiliyor, kale savunması hariç kaleyi savunurken artı olarak kalenin altı tabur askerini de kullanabiliyoruz.

Ekonomi büyük oranda vergiden geliyor yani ne kadar şehir o kadar para demek. Ama sadece vergiye güvenmek iflasa yol açabilir. Ticaret olmazsa olmaz... Oyun başlayınca ilk işiniz dört adet ticaretçi görevlendirmek olsun. Büyük devletlerle ticaret anlaşmaları yapın. Hem daha çok kazanırsınız hemde size savaş açma ihtimalleri düşer.

Bir diğer ilginç özellik Kralımız ölebiliyor. O yüzden kralımız evlenmek zorunda. Diğer devletlerden kız isteyebiliyoruz. Eğer kız bulamazsak kral halktan bir kadınla evlenebiliyor. Dua edin erkek çocukları olsun... Kız evlatları başka ülkelerin krallarına verebiliyoruz bu sayede dostumuz oluyorlar. Fakat erkek çocuğumuz olmazsa kral ölünce tahta geçecek kimse olmuyor ve fethettiğimiz birçok şehir bağımsız devlet olduklarını ilan ediyorlar. Bu başımıza gelebilecek en kötü şey...

Dost ya da düşman devletlere casus sokabiliyoruz. Sıradan bir devletseniz size casus göndermezler, ama geniş topraklara hakim olduysanız ve artık bütün Avrupa için bir tehtitseniz casuslar ülkenizde cirit atıyor. Casus kendiliğinden yakalanırsa yakalandı yoksa halimiz yaman. Bir Mareşal seçiyoruz emrine bir ordu veriyoruz. Bu orduyla seferler düzenliyoruz. Hiç ummadığımız bir anda düşman casusu olduğunu belli ediyor... İşin mantığı şu: biz Osmanlı devletiyiz ve gelişiyoruz. İngiltere bizim dostumuz. Fakat sınırlarımız genişliyor ve İngiltere bundan rahatsız oluyor, bize savaş açmaya cesareti yok, casus gönderiyor. Biz zamanı gelince İngiltere' ye savaş açıyoruz ve Bum... Gönderdiğimiz mareşal bütün orduları isyana teşvik ediyor, başarırsa hepsi isyancı oluyor ve üstüne titrediğimiz çok güçlü ordularımız bize saldırıyor. Yeni kuracağımız ordular acemi olacağı için tecrübeli isyancılara karşı şansları olmayacaktır.

Öyle kafamıza göre savaşta açamıyoruz. Halkımız memnun olmalı, dindaşlarımıza saldırmamalıyız. Ayrıca Cihat ve Haçlı seferleri kavramı var. Çok güçlü bir Müslüman devlet olduysan Papalık emir veriyor ve o an Hristiyan orduları arasındaki en güçlü ordu bize hücum ediyor. Tehlikeli bir durum çünkü sıradan bir ordu gelmiyor, zırhlı ve tecrübeli şovalyelerden oluşan bir orduyla karşı karşıya kalıyoruz. Ayrıca Papalık, Ermenistan, Kıbrıs Rumları ve Kudüs' e saldırınca Hristiyan devletlerinin hemen hepsi bize düşman oluyor, çünkü burda büyük patrikler var. Herhangi Müslüman bir devlet Cihat ilan edebiliyor. Ama bunu mantıklı şekilde yapmak lazım. Çünkü Cihat kavramı farklı, Cihat ilan ettiğimiz zaman Hristiyan devletlerin elinde bulunan Müslüman şehirlerde halklar isyan ediyor. Müslüman bir ülkeysek, birçok Hıristiyan toprağı elimizdeyse, cihat ilan ettiğimiz zaman ters tepki yapıyor.

Oyun hakkında tavsiyem hangi ülkeyi alırsak alalım kimseyi dost olarak görmememiz çünkü bize iyilik bile ediyorlarsa bu kendi çıkarları için, zamanı gelince hiç fark etmediğimiz bir anda arkamızdan vurabilirler. Yayılmacı bir anlayışla oynayın mesela Osmanlı' ysanız gidin İrlanda' ya, Norveç' e saldırın her yerde toprağınız olsun. Oyuna İmparatorluk olarak başlayan devletlerle savaşacaksanız diğer devletlerle barış anlaşması imzalayın. Mesela Bizans ya da Fatimi devletleri çok büyük oldukları için her yerden hücum ediyorlar, birde diğer devletlerle uğraşmayın.

Oyunda şuan aklıma gelmeyen birçok diplomasi unsuru var zaten yazı uzadığı için yazmaya gerek duymuyorum. İyi oyunlar.










0 yorum:

Yorum Gönder

RSS FeedRSS

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Macys Printable Coupons