1 Mayıs 2012 Salı

Sedimentasyon Nedir ?



Sedimentasyon hızı Pıhtılaşması önlenmiş kanda alyuvarların (kırmızı kürelerin) dibe çökme hızı. Birçok hastalığın teşhisinde, sedimentasyon hızının ölçülmesi oldukça faydalı olmaktadır. Yapılması da oldukça kolay olan bir laboratuvar metodudur. Yapılışı şöyledir:

İki cc'lik bir enjektöre 0,4 cc, % 3,8'lik sodyum sitrat solüsyonu alınır. Sedimentasyonu yapılacak hastanın damarından alınan kandan aynı enjektöre, 2 cc'ye tamamlayacak şekilde 1,6 cc kan çekilir. Birkaç defa hafifçe çalkalanır. Sonra bu kan, Westergreen pipetinin (200 mm boyunda ve 2,5 mm çapında özel bir tüp) sıfır işaretine kadar çekilir ve özel yerine yerleştirilir. Yarım saat, 1 saat, 2 saat sonra alyuvarların çökme hızı, tüpün üzerinden okunur.

Sedimentasyonun normal değerleri kadınlarda saatte 0-11 mm, erkeklerde ise 0-6 mm'dir. Gebelikte sedimentasyon hızının artışı sözkonusudur, fakat bu artış normal bir hadisedir.

Sedimentasyon hızının arttığı haller şunlardır: Bütün iltihabi olaylar (mesela diş apsesi), enfeksiyon hastalıkları (zatürre, hepatit vb.) romatizmal hastalıklar (mesela romatizmal ateş), kanserler, bazı kan hastalıkları (mesela anemiler), kalp krizi ve bazı ilaçların kullanımı (mesela gebeliği önleyici haplar).

Sedimentasyonun azaldığı haller: Kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği, alyuvarların sayıca arttığı haller ve bazı ilaçların (mesela kortizon) kullanımı.

Sedimantasyon hızının yüksek olması mutlaka bir hastalık olduğunu göstermez. Çünkü bazı kimselerde her türlü araştırma yapıldığı halde tesadüfen bulunan bir sedimentasyon yüksekliği dışında şikayet, hastalık vs. bulunamamıştır. Aynı şekilde sedimentasyon hızı daha az yükselir veya yükselmeyebilir. Bu laboratuvar metodunu tek başına bir teşhis unsuru olarak değerlendirmemelidir.

Daha iyisi, teşhis konulmuş ve sedimentasyon hızı da yüksek bulunmuş hastada eğer bu durumun o hastalığa bağlı olduğu ispatlanamamışsa tedavi sonu meydana gelen değişikliklerin takibinde bu durum kullanılmaktadır. Muayyen aralarla yapılan kontrollerde sedimentasyon normale dönüyorsa demek ki, yapılan tedaviden istifade ediyor denilebilir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

www.türkçebilgi.com

Mum Nasıl Yapılır ?





Kalıplı Mumlar Yapma

Kalıplı mumlar her şekilde ve her boyda yapılabilir. Burada, kalıptan çıkarılan bir mum gösterilmektedir. Kap içi mumu da yapabilirsiniz; bu durumda mum kalıp içinde kalmaktadır ve kalıp mumun bir parçası haline gelmektedir.

Kap olarak güzel bir teneke kutu, bir deniz kabuğu, içi oyulmuş bir ağaç dalı, bir yumurta kabuğu veya cam bir kase vb. kullanabilirsiniz. Kap içi mumu yapmak için aşağıdaki talimatların alt kısmındaki nota bakınız. Bu tariften 7x2 inç (yaklaşık 18x5 cm) boyutlarında bir mum elde edilmektedir.

Malzemeler

9 inç (yaklaşık 23cm) boyunda #1 fitil. Eğer önceden hazırlanmış fitil almadıysanız mum yapma işine başlamadan önce fitili hazırlamalısınız. Bunu, fitili yaklaşık 20 saniye boyunca erimiş parafin mumuna daldırarak yapabilirsiniz. Daha sonra fitili kuruması için parafinli kağıt ve mutfak folyosunun üzerine bırakınız

1/2 pound'luk
balmumu veya 1/2 poundluk parafin. Eğer balmumu yerine parafin kullanırsanız 0.8 onsluk stearine de ihtiyaç duyacaksınız.

Muma renk veya koku vermeyi planlıyorsanız parafini kullanınız ve parafini eklemeden önce eritilmiş stearine koku (sadece birkaç damla) ve renk ekleyiniz.

7 x 2 inçlik (yaklaşık 18x5 cm) bir kalıp. Kalıbı hazırlamak için temiz ve kuru olduğundan emin olunuz. Mumu kalıptan kolayca çıkarabilmek için kalıbın içine bir parça silikon sprey sıkınız. Kalıbın altındaki delikten fitili geçiriniz ve yukarıya doğru çekiniz. Fitilin üst kısmını bir fitil iğnesine geçiriniz ve kalıbın üzerine bırakınız. Bu, "gergi çubuğu " görevi görecektir. Kalıbı ters çeviriniz, fitili ortalayınız, gergin bir biçimde çekiniz ve bir parça kalıp mührü ile sabitleyiniz. Kalıptaki çatlakları kalıp mührü ile kapatınız.

İki katlı tencerenin üst kısmında ve orta ateşte balmumunu eritiniz ve 160° F dereceye getiriniz.Parafin mumu kullanıyorsanız ilkönce stearin ekleyiniz ve sonra sıcaklığı 190° F'a çıkarınız. Farklı kalıp malzemelerinin farklı mum ısıları gerektirdiğini unutmayınız. Kullandığınız kalıp için farklı bir ısı derecesine çıkmanız gerekiyorsa, o ısı derecesine çıkınız. Mum doğru ısı derecesine ulaştığında onu dökme kabına aktarınız.

Mumu içine dökmeden önce kalıp ısısının oda sıcaklığına eşit olmasına (veya biraz daha sıcak olabilir) dikkat ediniz. Eğer kalıp soğuksa mum her noktada eşit olarak donmayacaktır.

Mumu kalıba dökmek için kalıbı açılı (eğri) tutunuz (bu hava kabarcıklarının oluşmasını önleyecektir) ve içi doldukça kalıbı yavaş yavaş düz konuma getiriniz. Kalıbın ağzından yaklaşık 1/2 inç (yaklaşık 1,27 cm) (aşağıda olan bir noktaya gelene dek doldurmaya devam ediniz. Dar bir çubukla ve fitil iğnesi ile kalıbın içindeki mumu yavaşça karıştırınız ve kalıbın kenarlarını sıyırınız. Bu sayede içeride sıkışmış hava kabarcıkları çıkacak ve mum her noktada aynı şekilde donacaktır. Mumu yaklaşık bir saat soğutunuz.

Mum soğurken küçülebilir ve fitilin etrafında hafif bir çentik oluşabilir. Bu durumu düzeltmek için bir fitil iğnesi alınız ve çentiğe birkaç defa batırınız. Mumu daha önceki ısıtma derecenizde yeniden ısıtınız ve çentiği yeniden doldurunuz. Buna "çentik doldurma" adı verilmektedir. Mumu, bir saatin ardından yarım saat daha soğumaya bırakınız. Eğer gerekirse, düz bir seviye elde eden dek mumun çentiklerini tekrar doldurunuz.

Mum 6 veya 8 saat boyunca soğuduktan sonra ve kalıbın kenarlarından ayrılmaya başladığında onu kalıptan çıkarabilirsiniz. Küçülmesi için mumu yaklaşık 20 dakika boyunca buzdolabında tutunuz. Kalıp mührünü kalıbın altından çıkarınız ve gergi çubuğunu kullanarak mumu kalıptan çıkarınız. Gergi çubuğunu çıkarınız ve mumu ters çeviriniz. Fitili mumun alt kısmındaki yüzeyden kesiniz. Mumun alt kısmını düzeltmek için, içine folyo konmuş bir tepsiyi iyice ısıtınız Mumu sıcak folyonun üzerine koyunuz ve tabanı düzleşene dek birkaç saniye boyunca döndürünüz.Son olarak fitili üste 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve artık mumunuzu yakmaya hazırsınız.

NOT: Eğer kap içinde bir mum yapıyorsanız bir tel göbek ve fitil desteği kullanınız. Kabın ½ inçini (yaklaşık 1,27 cm) dolduracak kadar mum dökerek onu kabın alt kısmına sabitleyiniz. Mum kuruduğunda fitilin ucunu bir gergi çubuğunun etrafına sarınız ve çubuğu kabın üzerine bırakınız. Fitili gergin hale getiriniz ve ortalayınız. Kabı mumla doldurunuz ve yukarıda belirtildiği şekilde çentikleri gideriniz.

Daldırma Mumlar Yapmak

Bu tarifle 10 x 3/4 inçlik (yaklaşık 25x1,9 cm) altı tane ince mum yapılmaktadır.

İhtiyaç duyacağınız malzemeler:

4 poundluk (yaklaşık 1.8kg) balmumu.
Üç tane 24 inç (yaklaşık 61 cm) boyunda düz örgülü 2/0 fitil
Bir kuruma rafı. Bir panoya ikişer çivi çakarak veya iki sandalye arasına bir geçme veya çıta koyarak bir kurutma rafı yapabilirsiniz.

İki katlı tencerenin alt kısmına 12-inçlik (yaklaşık 30,5 cm) bir daldırma kutusu koyunuz ve orta ateşte ısıtınız. Mumu 160° F'e kadar ısıtınız.

Mumlarınızı çifter çifter daldırmaya başlamak için bir fitili üç parmağınızın üzerine sarınız ve yanlarının eşit şekilde ve serbest bir biçimde sarkmasını sağlayınız. 10 1/2 inçlik (yaklaşık 27 cm) fitili mumun içine daldırınız ve 10 saniye boyunca böyle tutunuz. Fitili çıkarınız ve bir kurutma rafının üzerine koyunuz. Bu, fitili hazırlayacaktır ve muma ilk tabakayı ekleyecektir. Diğer iki fitili tıpkı birinci gibi daldırınız. 160° F'lık sabit ısıyı korumak için termometreyi sık sık kontrol ediniz. Yeniden ilk çiftle başlayınız ve 10 inçlik (yaklaşık 25 cm) bir mum yapmak için sadece 10 inçlik fitili (yaklaşık 25 cm) daldırınız. Aynı işlemi diğer iki çift için de tekrarlayınız ve her seferinde kuruma rafının üzerine koyunuz.

Daldırmalar arasındaki ideal kuruma süresi çalıştığınız odanın sıcaklığına bağlı olarak değişmektedir. Oda ne kadar soğuksa kuruma süresi de o kadar kısadır. En iyi sonucu almak için, mumları, bir önceki tabaka hala yapışkanken daldırınız. Çapları 3/4 inç (yaklaşık 1,9 cm) olana dek mumları daldırmaya devam ediniz (yaklaşık 30 daldırma) ve sonra bir kez daha daldırınız.

Muma pürüzsüz, temiz bir son kat vermek için mum sıcaklığını 180° F'a çıkarınız. Her mum çiftini yaklaşık 3 saniye boyunca daldırınız. Mumların 4 dakika kurumasına izin veriniz. Parmak izi bırakmamak için mumu parafinli kağıtla tutunuz. Keskin bir bıçakla mumların altını düzleyiniz. Mumları kuruma rafına geri koyunuz ve birkaç saat veya gece boyunca kurumaya bırakınız. Fitilleri 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve mumlarınız yanmaya hazır.

Yuvarlak Mumlar Yapmak

Yuvarlak mumların yapılışı çok kolaydır. Aşağıdaki tarifle 8 x 7/8 inçlik (yaklaşık 20x2,2 cm) iki yuvarlak mum yapılabilir.

İhtiyaç duyacağınız malzemeler:

8 x 16 inçlik (yaklaşık 20x40 cm) bir balmumu tabakası.
10 inçlik (yaklaşık 25 cm) örgülü bir 2/0 fitil.
Fitili hazırlamak için 1 ila 2 ons (yaklaşık 28-56gr) parafin mumu Fitili, kalıplı mumlar için açıklandığı şekilde hazırlayabilirsiniz.

Bir cetvel ve bir bıçak kullanarak balmumu tabakasını, 8 inlik (yaklaşık 20 cm) parçalar oluşturacak şekilde ikiye kesiniz. Mumu hafifçe yumuşatmak için bir saç kurutma makinesi kullanınız. Mumu çok fazla yumuşatmayınız.

Fitili mumun kenarlarında birine bastırınız; her iki uçtan da 1 inçlik (yaklaşık 2,54 cm) fitil sarkmalıdır. Balmumunun ve parmaklarınızın arasına parafinli kağıt koyarak mumu sıkıca sarınız. Parafinli kağıdın araya sıkışmaması için onu da hareket ettiriniz.

Mum tamamen sarıldığında, mumun kenarını muma bastırınız ve yapıştırınız. Mumu saç kurutma makinesi ile kurutmanız gerekebilir. Aynı işlemleri ikinci mum tabakası için de tekrarlayınız. Fitilleri 1/4 inç (yaklaşık 0,6 cm) kalacak şekilde kesiniz ve mumlarınız yanmaya hazır.


www.turkcebilgi.com

Eskimolar





Eskimolar Amerika’nın ve 
Grönland’ın Arktik bölgesinde yaşayan 
halk. Eskimolar, Amerika kıtasının kuzey kıyılarında, Grönland’da, Labradar, 
Hudson Körfezi kıyılarında ve
Sibirya’da bulunurlar. Eskimo ismi Abnaki yerlilerinden çıkmıştır. Eskimolar ise kendilerine “İniuit” veya “Yuit” demektedir. Günümüzde yaşayan Eskimolar 50.000’den fazla değildir.
Sibirya’da 2000, 
Alaska’da 25.000, Mackenzie Nehri ile Kuzey Quuebek arasında 10.000 eskimo yaşar. Diğerleri muhtelif yerlere dağılmıştır.

Kanada, Sibirya, Grönland, Alaska gibi Kuzey Kutup Bölgesi'ne yakın kesimlerde yaşayan insanlara verilen addır. Bazı Amerika Yerlileri Eskimo sözcüğünü "yabancı" anlamında da kullanır. Bugün yer­yüzünde Grönland'da 40 bin, Kuzey Kanada'da 23.500, Alaska'da 35 bin ve SSCB'de 1.500 olmak üzere 100 bin dolayında Eskimo yaşamaktadır.

Eskimoların Amerikalı yerlilere mi, yoksa Moğol ırkına mı dâhil oldukları belli değildir.
Moğollara ait oldukları daha fazla zannedilmektedir. Boyları kısa (1.50-1.60 m), elleri,ayakları çok küçük, gövdeleri bacaklarına nazaran daha uzundur. Deri sarıya yakın, açık kahverengi arasındadır. Saçları siyah, gözleri siyah ve kahverengi ve çekiktir. Sakal ve bıyık hiç çıkmaz veya çok seyrek çıkar. 
Antarktika’da iki tip Eskimo vardır. Birisi yuvarlak yüzlü, diğeri Moğollar gibi düz yüzlüdür. Fiziki özelliklerine göre, dünyânın en farklı ırkına sahip topluluklardandır. Şişman sayılmazlar. Yüzlerinin genişliği ve kalın elbiseleri şişman gösterir. Son yıllarda diğer ırktan insanlarla bilhassa 
Kızılderililerle ve beyazlarla kaynaşmışlardır.

Eskimolar, deniz kıyılarını ve civarını tercih ederler. Kıyıdan nadiren 40-150 km uzaklaşırlar. Doğu-batı istikâmetinde 6000 km düz bir hatta yaşayan yegane yerli topluluklardır. Mesafenin bu kadar geniş olması ve basit yaşayışları sebebiyle dünyânın en az nüfus yoğunluğuna sahip toplum hâline gelmişlerdir. Lisanlarını ve adetlerini devam ettirmekteki titizlikleri, yaşamak için verdikleri mücadelenin sertliğine bağlanabilir.

Eskiden “kayak” adını verdikleri enteresan ve deriden kaplanmış tek kişilik kayıklarını avlanırken kullanırlardı. Sıçrayan dalgalardan korunmak için üzerlerine su geçirmez bir deri ceket giyerler. Kayık devrilse bile, elbiseleri sebebiyle yaralanmadan kurtulabilirler. Kanada’daki bâzı Eskimolar, Karibu’nun etini yer, derisini giyer, kemiklerinden av âleti yaparlar.

Kardan kesilmiş 
İgolalardan başka, bâzı evlerin üstlerini molozla örterler. Diğer insanlarla olan münâsebetleri sebebiyle, pek nâdir de olsa bâzı yerlerde muntazam evlerde yaşarlar.

Şamanizme inanırlar. Amerika ve 
Avrupalılar bazı Eskimoları Hıristiyanlaştırmışlardır.

Fok balığı ve bâzı balıkları avlarlar. Av âleti olarak eskiden kullandıkları en gelişmiş aletleri zıpkındır. Zıpkının ucu kemiktir. Köpeklerin bulunduğu, fok balıklarının nefes almak için kullandıkları deliklerin başında beklerler. Fok çıkar çıkmaz zıpkınlar veya bu delikler vâsıtasıyla balık avlarlardı.

Bugün kayaklar ve kayıklar yerlerini madenden yapılmış botlara ve motorlu deniz taşıtlarına terk etmiştir.
Köpeklerin çektiği 
kızaklar yerlerini gemilere ve otomobillere bırakmıştır. 
Petrol bulunması dolayısıyla modern yollar yapılmış ve bir çok ekonomik yenilikler de böylece Eskimolar arasına girmiştir.

Geleneksel Eskimo Toplumu

Eskimolar'ın ataları, bundan 10-15 bin yıl kadar önce Sibirya ile
Alaska'nın birleşik olduğu dönemde, Asya'dan Kuzey Amerika' ya göç etmişlerdi. Eskimolar binlerce yıl boyunca, hiçbir bitkinin yetişmediği soğuk bölgelerde balıkçılık, avcılık ve toplayıcılıkla geçindiler. Rengeyiği, fok, balina ve balık avlamak için oradan oraya dolaşmak zorun­daydılar. Avlarını zıpkın, mızrak ve okla yakalarlardı. Eskimolar'ın kendilerine özgü ilginç avlanma yöntemleri vardı. Örneğin, buz altında yüzen fokların soluk almak için bir hava deliğine gereksinmesi olduğunu bilir­lerdi. Fokun soluğuyla ısıtarak buz tabaka­sında açtığı deliği bulan avcı deliğin kenarın­da bekler ve hava almak için deliğin altına gelen foku mızrağını saplayarak öldürürdü. Yazları ağ ve zıpkınlarla avlanan Eskimolar, kışın deniz donduğunda buzda delikler açıp oltalarını suya sarkıtırlardı.

Eskimolar avladıkları hayvanın etini kuru­tarak ya da dondurarak saklar ve çoğunlukla çiğ olarak yerlerdi. Derisinden giysi ve çadır; kas kirişlerinden dikiş ipliği; kemiklerinden iğne ve zıpkın kancası yapar; yağını da aydın­lanma ve ısınmada kullanırlardı. Giysileri fok derisinden olur, hava durumuna göre kürkün ya içini ya dışını kullanırlardı. Oyarak biçim­lendirdikleri kemiklerden ve mors dişlerin­den küçük heykelcikler ve takılar yaparlardı.

Katı kar bloklarından kubbe biçiminde olan Eskimo evlerinin duvarları derilerle kap­lanır; evlere, rüzgârı kesmek için yapılan, dönemeçli bir koridordan girilirdi. Irmak ağızlarında ya da sıcak su akıntılarından etkilenen yerlerde ise deri çadırlarda ya da ahşap kulübelerde yaşarlardı.
Kuzey Kutbu'nda ağaç, yakılamayacak ka­dar değerli olduğundan Eskimolar balina ve fok gibi hayvanların yağını yakacak olarak kullanırlardı. Uzun kış gecelerinde eskiden yağ kandilleri, sonraları gezginlerin getirdiği gaz lambalarını kullandılar.

Eskimolar karada, köpeklerin çektiği kı­zaklarla yolculuk ederler; denizde ise hayvan derisinden yapılmış, kanoya benzeyen kayık­lar kullanırlardı {bak. Kano). Batı Grönland' da ve öteki yerleşim bölgelerinde, balina avlamada ve taşıyıcılıkta daha geniş kayıklar­dan yararlanırlardı. Eskimolar yaşamlarını sürdürmek için, bulundukları bölgenin sert iklimine uyum sağlamakta çok başarılı olmuş­lardır.

Günümüz Eskimo Toplumu

Son yüzyılda Eskimolar'ın yaşamında oldukça önemli değişiklikler oldu. Eskimolar'ın yerle­şim bölgelerine gelen Avrupalı tüccarlar ve misyonerler gelenek ve göreneklerini de birlikte getirdiler. Eskimolar avladıkları hay­vanların postlarını Avrupalılar'ın getirdiği ye­ni ürünlerle takas etmeye, tüfek ve tahta ka­yıklar kullanmaya başladılar. Eskimolar ara­sında Hıristiyanlık dinini yaymaya çalışan mis­yonerler, Eskimo dilini yazıya dökerek özel bir alfabe geliştirdiler. Bu alfabe bugün Kana-da'daki Eskimo gazetelerinde kullanılmak­tadır. Kanada'nın kuzeyinde yaşayan Eskimolar'ı Kanada yönetimi yerleşik bir yaşama özendirmeye çalışmıştır.

Avrupalılar'ın etkisiyle gelenek ve göre­neklerinin çoğunu yitiren Eskimolar'ın bir bölümü bugün çağdaş mobilya ve gereçlerle donattıkları prefabrik evlerde yaşıyor, köpek­lerin çektiği kızaklar yerine kar otosu, motor­lu kızak ve motorlu kayıklar kullanıyorlar. Yalnızca yemek için avlanıyor, hayvan postla­rı yerine hazır giysiler giyiyorlar. Bütün bunlan satın almak için paraya gereksinim duyan Eskimolar, eskisi gibi avcılık, balıkçılık yapa­cak yerde artık petrol rafinerilerinde ve ma­denlerde işçi olarak çalışıyorlar.

Eskimolar'ın Kimlik Arayışı

Bununla birlikte Grönland ve Labrador'da yaşayan Eskimolar arasında morina, fok ve mors avcılığı hâlâ sürüyor. Kuzey Alaska'da yaşayan Eskimolar 54 tonluk balinaları avla­makla ünlüler. Günümüzde Avrupalılar'ın getirdiği yeni yaşam biçimine ve kentlere uyum sağlamakta güçlük çeken Eskimolar arasında içki bağımlılarının sayısının gittikçe arttığı gözleniyor. Avrupalılarla kurulan iliş­kiler, kızamık ve grip gibi bulaşıcı ve ölümcül hastalıkları da beraberinde getirdi. Tüm olumsuzluklara karşın Eskimolar gelenek ve göreneklerini korumaya çalışıyorlar. Dani­marka'ya bağlı bir ada olan Grönland'da ya­şayanlar ise kendi parlamentolarını kurarak içişlerinde özerk olmayı başarmışlardır.

Avrupa dillerinden çok farklı olan Eskimo dili, birçok yerel lehçeyi içerir. Bu nedenle başka başka yerlerde oturan Eskimolar bir­birlerini anlamakta güçlük çekerler. Ne var ki, Avrupalılarla olan ilişkiler Eskimo diline Avrupa dillerinden birçok yeni sözcüğün gir­mesine yol açmıştır. Bugün kullandığımız anorak gibi sözcükler ise Eskimo dilinden batıya geçmiştir. Eskimolar çocuklarını Avru­pa dillerinde eğitim veren okullara gönder­mekle birlikte, kimliklerini korumak için ken­di dillerinin kullanılmasında ısrarlıdırlar. Ge­lenek ve göreneklerinin korunması Eskimolar için önemlidir. Bu nedenle erkek çocuklara, bugün de avcılıkta konaklama yeri olarak kul­lanılan eski Eskimo evleri gibi barınakların nasıl yapıldığı, avlanacak hayvanların ne gibi alışkanlıkları olduğu öğretilir. Kızlar ise hay­van postlarından giysi dikmeyi ve güzel doku­malar yapmayı öğrenirler.

Ek bilgi

Artik Okyanus kıyısını Asya’nın kuzey-doğusundan Grönland’a kadar işgal eden Eskimolar kendilerini çevreleyen topluluklardan çok farklıdırlar ve fizik tipleri kadar kutup hayatına uymuş medeniyetlerle de karakterlenirler, ırk ve etni burada gerçekten birlikte görülmektedir.

“ Eskimoların boyları doğudan batıya doğru kısalmakta ve 1m. 58 ile 1m. 64 arası değişmektedir. Ortanın altındadırlar. Vücut tıknaz ve kuvvetli bir yapıdadır . Kollar ve bacaklar nisbeten kısadır, eller ve ayaklar küçüktür. Deri rengi sarımtırak esmerdir ve Mongol lekesi (Doğumda vücudun herhangi bir bölgesinde bulunan koyu leke, Mongol ırklarında genellikle görünür) çocuklarda aşağı yukarı sabit bir şekilde bulunur”.

Baş karakteristik bir yapıya sahiptir. Uzun ve çok yüksektir. Yüz kitlevidir, önden bakıldığında beş köşeli bir şekil gösterir. Bu çenelerin çok geniş olması ve elmacık kemiklerinin gelişmiş olmasından ileri gelmektedir Mongollarda olduğu gibi elmacık kemikleri bunlarda da ileri doğru çıkıntı yapmaktadır. Burun orta derecede geniş ve oldukça tümsektir. Mongol pilisi (üst göz kapağından alt göz kapağına kadar uzanan perdemsi uzantı) bunlarda çoğunlukla görülür. Saçlar siyah ve serttir, gözler kahve rengidir. Eskiden fizyolojik bakımdan 0 kan grubunun Eskimolarda diğer kan gruplarından daha yüksek bir nispette bulunduğu hatta saf ırktan kişiler arasında yalnız 0 kan gurubunun var olduğu zannediliyordu. Sonradan yapılan araştırmalar bu fikri doğrulamamıştır. Melezleşmemiş kabilelerde A grubunun sayısı hemen hemen 0 kan gurubu kadar çoktur.

Eskimoların bugün yaşadıkları alan çok geniştir, Kuzey Amerika’nın bütün kuzey kıyısı, artik adalar grubu ve Groeland buraya dahil olup batıda Sibirya’da sonlanmaktadır. Bu alanın uzunluğu 9. 000 km dir :Fakat hayat şartlarının sertliği nedeniyle nüfus yoğunluğu çok azdır. 1934’te Eskimolar takriben 40.000 kişi kadardılar. Bunun 18.000 i Groeland 16.000 i Alaska’da yaşıyordu Bunların arasında kalan diğer bölgelerde bu miktar ancak 5.000 i bulmaktadır. Asya Eskimolarının ise sayısı ancak 1000 kadardır.

Bu ırkın fizik karakterleri bunları açık olarak sarı ırka bağlamaktadır. Onlardan yalnızca başlarının dolikosefal (uzun) oluşları ve burunlarının daha tümsek oluşlarıyla ayrılırlar. Bu iki karakterin bir dereceye kadar Orta-Asya Mongol ırkında görünür Hiç kuşkusuz Eskimo’ların Amerika’ya gelişleri Asya’dan gelen ve Amerika yerlilerini meydena getiren başlıca göç dalgalarından (Amerika yerlilerinin fizik tipi bugün birçok Çukçi ve Kamçadallarda bulunmaktadır) daha sonraki bir dalgaya karşılık gelmektedir Doğu ve Batı Eskimo’ları arasındaki fark ırkın spesializasyonunun (başın daha fazla uzaması, burnun daralması, boyun kısalması gibi. ) kaynak yerinden, yani Asya’dan, uzaklaştığı oranda arttığını göstermektedir.


www.turkcebilgi.com

Televizyonun İcadı





İskoçyalı 
John Logie BAIRD 1920’lerde “Baird Çorapaltı Çorap” icadının (çorabın altına giyilen bu çorabın ne işe yaradığı hiçbir zaman anlaşılamadı)  patentini almak için uğraşırken aklına görüntü ve sesi elektronik olarak bir yerden bir yere aktarma fikri gelir. Aldığı “Yok artık, daha da neler” tepkilerine, dönemin zor şartlarına ve parasızlığa rağmen hiç yılmadan çalışır. İlk yaptığı model, şimdiki  televizyonlara pek benzemez: Birkaç dikiş iğnesi, birkaç şapka kutusu, büyükçe bir bisküvi tenekesi, bir bisiklet lambası ve biraz mühür mumu. Ortaya çıkan alet Baird’in tam olarak istediği şey değildir, ama bir sonraki aşama için önemli bir deneyim olur. Durumdan fena halde heyecanlanan Baird teknolojik imkanların daha elverişli olduğu Soho’ya yerleşir ve içi garip hurda ve ıvır zıvırla dolu olan ilk ciddi laboratuvarını kurar.

1926 yılında, ilk kez insan yüzünün görüntüsünü Televizyonda elde ediyor. Baird laboratuvarındaki dev ışıkların ısısına dayanması için ilk TV çekimlerinde özel vantrolog kuklaları kullanır. Bir süre sonra bazı deneyleri için gerçek insan gerekince, parayla genç bir ofis boy tutmak zorunda kalır ve 1924’te tarihin ilk televizyonun patenti alınır: Televisor. Oldukça ilkel koşullarda üretilen ve eski bir çay kutusunun üzerine monte edilen Televisor’ün motoru, ev yapımı bir Nipkow diskten oluşmaktadır - disk tekeri olarak şapka kutusundan kesilen yuvarlak karton, lambayı yerleştirmek için bir bisküvi kutusu, mil yerine bir dikiş iğnesi bu motor için ideal malzemelerdir. Baird’ın bulduğu ilk anten enfes bir iletken olan bir Malta haçıydı.

Baird icadını Kraliyet Enstitüsü’ne resmi olarak ilk kez 
26 Ocak  1926’da tanıtır, 1928’de ise ilk görüntüler  Atlas Okyanusu’nun öbür yakasına, yani Londra’dan  New York’a ulaşmıştır bile (fazla bir şey görmek mümkün olmasa da). Böylece Baird ilk televizyon istasyonunu kurar ve BBC için ilk televizyon yayınlarını yapmaya başlar. Hatta ilk TV oyunu da  BBC tarafından yapılan http://www.tvdawn.com/mwfihm.HTM’dur.
1930’ların ortasında ise televizyon yayınları hem  İngiltere’de, hem  Amerika Birleşik Devletleri’nde az sayıdaki zengin kişilerin evlerinde izlenmeye başlanıyor. Alıcıların pahalılığı yüzünden hızlı bir yayılmadan bahsedilemez elbette, ancak bu dönemde her şeyini satarak bütün parasını TV alıcısına yatıran bir İngiliz köylüsünün söyledikleri çok anlamlı: “Hayatım boyunca en büyük hayalim  Londra’yı görmek oldu, bunu alınca artık gitmeme gerek kalmayacak, ne zaman istersem Londra bana gelecek.”


www.turkcebilgi.com

Depresyon İçin Oyun



Sparx...

Auckland üniversitesi tarafından geliştirilen bu oyun, gençlerde depresyon tedavisine katkı sağlaması amacıyla geliştirilmiş.

Oyunda kendi kişiliğimize uygun bir karakter seçiyoruz. Oyundaki senaryolarla gireceğimiz etkileşimin depresyonun tedavisine katkısı olacağı düşünülmüş.

Hatta deney bile yapılmış. On iki ve On dokuz yaşları arasında Yüz seksen yedi gençle çalışılmış bu gençlerin doksan dördü Sparx oynarken diğer doksan üç kişiyle yüz yüze görüşülmüş. Sonuç olarak Sparx oynayan gençler, geleneksel tedavi görenlere oranla daha fazla depresyon belirtisi de azalma tespit edilmiş.

Araştırmacılar oyundan umutlu, özellikle psikolojik tedaviye erişimi bulunmayan gençler için çok faydalı görülüyor. Oyun kamuoyuna sunulduğunda, popüler olacağının sinyallerini veriyor.

Fakat tahminimce böyle bir oyun ancak ana dilimizle oynarsak güzel olur. Oyunun çıkışıyla beraber, içinde Türkçe seçenek olacağını zannetmiyorum. Fakat çeviriyi amme hizmeti olarak yapan sitelerimiz var çok şükür. Biz oyunun çıkışından öte Türkçeye çevrilmesini bekleyeceğiz gibi görülüyor...Tabi İngilizceyi ileri derece konuşabilenler hariç :)

RSS FeedRSS

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Macys Printable Coupons