Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2012 Cuma

İlk Modern Dünya Haritası


Venedikli bir keşiş Fra Mauro

1450’de Venedikli bir keşiş olan Fra Mauro, kartografi uzmanlarının dediğine göre bilinen “ilk modern dünya haritası”nı yaratmış olabilir. 250 yıl sonra bu haritanın bir kopyası yapıldı ve kopya  İngiliz Kütüphanesi’ne kondu.

Fra Mauro’nun haritası

Ama bu harita yaşının ötesinde nedenlerden ötürü ilginç. Brain Pickings’den Maria Popova’nın yazdığına göre bu küresel tasvir, 1450-1800 yılları arasında, haritaların altın çağını yaşadığı dönemde yapılmış. Bu yıllarda haritalar sadece deniz yolculuklarında kullanılan bir araç olmanın ötesinde ayrıca birer sanat eseri olarak algılanırdı. Bir sanat yapıtı olarak görülen bu haritalar bir tür kültürel ve sosyal statü sembolüydü.

Propaganda aracı olarak haritalar

Başka bir deyişle, bu antik haritalar bir tür propaganda aracı olarak kullanılıyordu (kimileri hala böyle kullanıldığını savunuyor). İngiliz Kütüphanesi’nin kartografi küratörleri Peter Barber ve Tom Harper bu eserlerden “Harikulade Haritalar: Güç, Propaganda ve Sanat” adında bir koleksiyon yarattı. Küratörler bu antik haritaların sadece deniz yolculuklarında kullanılmadığını şu sözlerle savundu:
“[Fra Mauro’nun Dünya Haritası] Güney’i gösteriyor; çünkü 15. yüzyıl pusulaları Güney’i gösterirdi. Harita, Portekizlilerin Afrika’da keşfettiği şeyleri göstermekle kalmıyor; ayrıca ortaçağa ait ve klasik kaynakların da otoritesini sorguluyor. Venedik’te sergilenmesi planlanan harita Marco Polo’nun üstün başarıları üzerinde duruyor. Ayrıca İngiliz Doğu Hindistan Şirketi’nin bu haritayı sipariş etmesi İngilizlerin Portekiz İmparatorluğu’nun varisi olduklarını ima ediyor.”

Haritayı ayrıntılı görmek isteyenler için

Haritanın yüksek çözünürlüklü bir örneği bu adreste bulunabilir. Haritanın tarihi ve kendisiyle ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlerin İngiliz Kütüphanesi’nin sunduğu bu siteye bakmasını ayrıca tavsiye ederiz.

www.io9.com
www.bilim.org

3.2 Milyar Piksellik Uzay Kamerası


Büyük Sinoptik Gözlem Teleskobu için geliştirilen kamera bu hafta son bir tasarım aşamasına girmek için onay aldı, bu da bütün uzay meraklıları için heyecan verici bir haber. Bittiğinde, bu kamera yapılmış olan en büyük dijital kamera olacak ve her hafta bütün görünür gökyüzünü kaydedebilecek.
Gökyüzü büyük bir yer ve bu yüzden büyük bir kameraya ihtiyaç var; söz konusu kamera gerçekten devasa denebilir. Henüz fark etmediyseniz, yukarıdaki resimde kamera ile yanında ayakta duran bir insan görünüyor; bu kameranın boyutu bir araba kadar. Algılayıcı 3.200 megapiksel (veya 3,2 gigapiksel) kalitede ancak gigapan olarak bilinen robotik kamera teknolojisi burada yok. Her çekim anında devasa kamera bir görüntü alıyor ve bu görüntü gerçekten devasa bir 3,2 milyon piksellik bir resim oluyor. Bunu benzetme yaparak anlatmak istersek, eski bir altı megapiksellik dijital kamerayı her gece dışarı alıp 800 bin resim çekmek ile eşdeğer. Bütün bir yılda devasa kamera altı milyon gigabaytlık resim verisi toplamış olacak ve bunların hepsi kamuya açık bir şekilde dağıtılacak.
Bu kadar büyük bir teleskoba ve kameraya neden gerek duyuldu? Büyük bir kameranın tercih edilme sebebi, karşılık gelen devasa görüş açısından ileri geliyor. Gece gökyüzünde olup biten şeyler oldukça fazla ve pek çok teleskop küçük ve soluk şeyleri büyük ve parlak yapmak için tasarlanmış, bunun anlamı, bir zamanda çok küçük bir gökyüzü parçasına odaklanma durumu söz konusu. Büyük teleskop ise tek bir çekimde Ay'ın alanının 49 katını kaplayacak şekilde resim çekecek ve bir hafta içinde güney gökyüzünün yüksek çözünürlüklü resimlerini kaydedebilecek. Bunun anlamı astronomlara sorulduğunda, onlardan şu cevabı alıyoruz: görünür evrenin bir filmini yavaş yavaş kaydetmeye başlıyoruz, zaman boyunca bazı şeylerin nasıl değiştiğini ve bir anda ortaya çıkan çok yeni birşeyi hedeflemek kolay olacak. Ve halktan bizler de, büyük teleskobun haftadan haftaya kaydettiği görüntüler içinde güzel birşeylere rastlanırsa bize haber verecek özel bir alarm sistemine erişebiliyor olacağız.
Büyük teleskobun sekiz metrelik birincil aynası üzerine çalışmalar başladı ve teleskobun inşa edileceği, Şili'nin güneyinde bir dağın tepesi hazırlanıyor. Kamera 2014 yılında bir araya getirilecek ve 2020'ye doğru teleskobun çalışır duruma getirilmesi bekleniyor.

www.dvice.com
www.bilim.org

Dünya' nin Enleri

Dünyanın en yüksek şelalesi: Angel-Venezuela–1.000 m.


Dünyanın en büyük nehri: Nil-Afrika


Dünyanın en yüksek dağı: Himalaya-Asya–8.848 m.(Everest tepesi Himalaya dağının en yüksek yeridir)


Dünyanın en büyük çölü: Büyük Sahra Çölü-Orta/Kuzey Afrika


Dünyanın en büyük yanardağı: Tambora-Endonezya


Dünyanın en büyük mağarası: Carlsbad Mağarası-New Mexico, ABD


Dünyanın en büyük gölü: Hazar Denizi-Orta Asya–394.299 km²


Dünyanın en büyük adası: Grönland-Kuzey Atlantik–2.175.597 km²


Dünyanın en sıcak yeri: Al’Aziziyah-Libya–57,7 C



Dünyanın en soğuk yeri: Vostock II- -89,2 C


Dünyanın en kalabalık ülkesi: Çin–1.237.000.000 kişi


Dünyanın en geniş ülkesi: Rusya–10.610.083 km²


Dünyanın en küçük ülkesi: Vatikan–0.272 km².


Dünyanın en uzun binası: Suyong Bay Tower-Pusan(Güney Kore): 88 kat 462 m.


Dünyanın en uzun demiryolu tüneli: Seikan-Japonya–53,9 km.


Dünyanın en uzun karayolu tüneli: St.Gotthard-İsviçre-16.4 km.


Dünyanın en uzun kanalı: Panama kanalı-Panama–81,5 km.


Dünyanın en uzun köprüsü: Akashi-Japonya–1.990 m.


Dünyada en çok konuşulan dil: Çince (mandarin)-885.000.000 kişi

Dünyanın en çok ülke ile sınırı olan ülke: Çin (15 ülke ile sınırı var)

En uzun kesintisiz sınır ABD - Kanada


En kalabalık şehir merkezi Tokyo - 26.5 milyon


En geniş alana yayılmış şehir Mt. Isa, Queensland, Avustralya - 25.427 km²


En yüksek yerleşim birimi Webzhuan, Çin - deniz seviyesinden 5.090 metre yukarıda


En alçak Calipatria, Kaliforniya, ABD - deniz seviyesinin 54 metre altında

 

En kuzeydeki yerleşim birimi Ny Alesond, Norveç - 78.5 derece kuzey 



En güneydeki yerleşim birimi Puerto Williams, Şili - 55.1 derece güney
 

En ıssız, yerleşim olmayan ada Tristan da Cunha - Güney Atlantik
 

En çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Gine - 869


En kuzeydeki kara parçası Islet of Odaaq, Grönland açıklarında

 

En güneydeki kara parçası Güney Kutbu, Antarktika

 
Güncelliğini Yitirmiş Bilgiler Bulunabilir

www.frmtr.com
Fotoğraflar Google derleme

Uzay' da Kaç Kişi Var ?


Meraklıları için söyleyelim, uzayda şu anda kaç kişinin olduğunu bilmek mümkün. Nasıl mı?
Basit, “Uzayda şu anda kaç kişi var?” adlı siteye girip öğreniyorsunuz.
Bundan 51 yıl önce(12 Nisan 1961) Sovyetler Birliği vatandaşı Iuri Aleksèievitx Gagarin (Yuri Gagarin) uzaya gönderilen ilk insan oldu. O günden bu yana da Dünya dışına yolculuk kesintisiz devam etti. Ben bu yazıyı yazarken internet sitesine bakıyorum ve şu anda yörüngede 6 astronotun olduğunu görüyorum. Hepsi de Uluslararası Uzay İstasyonu’nda ikamet ediyorlar.
12 Nisan 1961’de Yuri Gagarin’in gerçekleştirdiği bu tarihi gezi anısına Uluslarası Uzay İstasyonu’ndaki astronotların da katkılarıyla First Orbit adlı film çekilmiştir. Bu film gezegenimiz etrafında gezerken Yuri Gagarin’in karşılaştığı tahmin edilen görüntülere yeni bir bakış getiriyor. Görüntülere, Gagarin’in tarih yazdığı anlarda söylediklerini içeren bir ses kaydı da eşlik ediyor.

www.en.globaltalentnews.com
www.bilim.org

Bataryası Bitmeyen Bilgisayar





Standford Üniversitesinden danışman profesör ve girişimci Jonathan Koomey ‘in dünyaca ünlü bilim ve mühendislik okulu MIT’nin ünlü “technology review” dergisi için kaleme aldığı Bilgisayar eğilimlerinin gelişmesi ile her şeyin değişeceğini konu edinen bu güzel yazısını siz değerli bilimorg takipçileri için derledik. Keyifli okumalar!.
Bilgisayarlar sadece ucuzlamıyor aynı zamanda her yerde sensörler ve nanodatalar sayesinde şarj edilebilir hale geliyor.
Bilgisayar performansları her yıl iki katı artarak önemli bir gelişme gösteriyor. 1970’lerden bu yana da her yıl bir buçuk kat gelişim gösteriyor. Ayrıca, Bilgisayarlar da birçoğumuz tarafından fark edilemeyen batarya verimliliği de performans gibi bilgisayar çağında 1,5-2 kat gelişim göstermektedir.
Her 1.5 yılda bir bilgisayarların enerji taşıması 2 kat faktörle artmakta.
Diz üstü bilgisayarları ve cep telefonları varlığını adeta batarya verimliliğine borçludur. Bu gelişmeler batarya ile çalışan cihazların uzun süreli şarjlı halde kalmasına öncülük ediyor. Bu anlamda ileriye dönük en önemli etki bu cihazların her 1.5 yılda bir geliştirilerek daha az güç harcayıp uzun süreli şarjlı halde kalıyor olmasıdır. Sonuç olarak daha az enerji ile yoğun işlemler yapan cihazlar gerçek zamanlı mobil bilgi ve iletişim teknolojilerin gelişiminin de önünü açmış olacak.
Ultra düşük enerji ile çalışan bilgisayarlar ile mümkün olunabilineceklere, Washington Üniversitesinden Joshua R. Smith’in keşf ettiği kablosuz batarya sensörleri örnek verilebilir. Bu sensörler televizyon ve radyo sinyallerinden yayılan enerjiyi toplayarak bilgisayarınıza iletebilir ve bu sayede çok düşük enerji ( ortalama 50 microwatt) ile bilgisayarınızı sürekli kullanabilirsiniz. Arka planda toplanabilecek enerji akışı,  her hangi bir dış güç kaynağına ihtiyaç duymadan ortamdaki ışıktan sıcaklığa kadar genişleyen bir çerçevede enerji yayan her kaynaktan alınabilinir. Buda sürekli bilgi akışının kesintiye uğramamasını sağlayacaktır.
MIT'de işletme profesörü olan Erik Brynjolfsson, mobil sensörleri sürekli bilgi akışını ve işlemleri sağlayacak “nanodata” lar olarak adlandırmaktadır.
Ne kadar bu eğilim devam edebilir? 1985’de Dünyaca ünlü fizikçi Richard Feynman bataryalardaki verimliliğin en az 100 milyarda bir faktörle gelişebileceğini belirtti. Şu anki verilerde gösteriyor ki 1985-2009 yılları arasında bu gelişim yaklaşık 40 bin faktörle ilerleme gösterdi. Bu demek oluyor ki bu işin tam potansiyeline başlanılmıştır.
Bunu daha net görebilmek için örneklemek gerekirse, 1991 yılının tam şarjlı bataryası ile günümüzde bir macbook air sadece 2.5 saniye çalışabilir. Benzer şekilde şu anda dünyanın en hızlı bilgisayarı olan Japon 10.5 petaflop fujitsu K, 12.7 megawatts gibi orta ölçekte bir şehre yetecek kadar enerji tüketmektedir. Fakat teoride, piller üzerindeki bu gelişim ile 20 yıl içerisinde sadece bir tost makinesi kadar enerji tüketecek hale gelecektir. Bu sayede bugünün diz üstü bilgisayarlarının yerini sonsuz güç çekebilen bilgisayarlar alacaktır.
Burada göze çarpan gerçek, enerji verimliliğinin sağlanması için dikkatlerin daha çok silikon tabanlı cihazların enerji verimliliği sürücülerine odaklanmış olması ve veri transferi olarak adlandırılan sensörler tarafından çevresel enerjinin toplanıp kablosuz bağlantılar ile iletilmesi çalışmaları üzerinde yeteri düzeyde durulmamasıdır. Bilgi iletim hızı, iletişim frekansı hakkında seçilen tasarımlar mobil cihazların işlem yapılmadığı zamanlarda kendi gücünü azaltması elektrik kullanımı açısında önemli bir etkiye sahiptir. Fakat, sensör ve yeni bilgisayar trendlerinden tam anlamda faydalanabilmek için batarya verimliliğinde de ilerlemenin olması kaçınılmaz bir gerçektir.
Uzun vadede enerji verimlilikli bilgisayar ile bilgilerin toplanıp analiz edilmesine ve daha iyi kararlar verilmesine kadar yeni bir bilgi akışı devrimi gerçekleşecektir. “İnternet düşüncedir.” anlayışı bu sayede tam anlamına kavuşacaktır. Az enerji tüketen cihazlar ile özellikle şirketler, hitap ettikleri kitle ile iletişimini ve bilgi akışını geliştirecektir. Bu sayede müşterisi ile etkin iletişim halinde olan endüstriyel kuruluşlar fazla üretim sorunlarını da çözebileceklerdir. Ayrıca, müşterilerden gelen etkin talepler değerlendirebilinecek ve hızlı çözümler sunulup yeni iş modelleri üretilebilinecektir. Bir başka nokta ise dünya ile etkileşimde daha sağlıklı bir yaklaşımla hareket etmeye yardımcı olacak ve bir takım varsayımları anında değiştirile bilinilmesi sağlanacaktır.
Tarihsel olarak, en iyi bilgisayar bilimcileri ve çip tasarımcıları yüksek performanslı bilgisayar teknolojilerin performans sorunları üzerinde durdular. Enerji tasarruflu piller bu sorunu çözmek için uğraşan teknologlar için çok cazip bir gelişme olarak görülüyor. Fakat bu gelişimler; insan ilişkilerinden,  toplumdaki bilgi iletimlerine kadar yeni problemler de getirecektir. Buna rağmen bu meydan okumayı görebilmek bile heyecan verici.

www.bilim.org

3 Mayıs 2012 Perşembe

Bu Canlılar Sizi 4 Dakikada Öldürebilir





Tabiatın yarattığı en ölümcül canlılar, bazen hiç beklemediğiniz anda karşınıza çıkıp, tehlikelinin de ötesinde zehirleriyle, sadece dakikalar içerisinde sizi öldürebilir...


Bahsettiğimiz yaratıklar, kobra yılanı ya da kara dul örümcekleri değil... Bu canlıları farkedip, kaçınmanız mümkündür... Oysa bunlardan çok daha tehlikeli olanlar, sessizce "sizi" bekler...

Örneğin, sahilde dolaşmaya çıktınız ve suyun içerisindeki güzel görünen kimi kabukları topluyorsunuz..
Bir anda, elinizde bir iğne hissetiniz. Öyle bir iğneki, bir an sonra sizi acıdan kıvrandıracak hale geliyor. Bu hızlı iğne darbesi ile, bilinen en etkili nörotoksin artık vücudunuzda...


Okyanuslardan, ormanlara dönersek... Bu güzel renklere sahip minik kurbağa ne kadar masum ve sevimli duruyor değil mi?..


Ona dokunun ve dakikalar içinde hayata veda edin... Diken yok, ısırmak yok, zehir yok... Derisini kaplayan salgının, sizin derinizle temas etmesi yeterli...

Yerliler, bu kurbağaların salgısını oklarına sürerek, gelişkin maymunları tek vuruşta avlayabiliyor... Dünyada bir insanı sadece dokunarak öldürebilen iki farklı hayvan var...

Brezilya'nın güneyinde, ormanda bir geziye çıktığınızı varsayalım. Sonunda yoruldunuz, ve bir ağaca yaslandınız. Yaslandığınız ağaçtaki bu tırtıl bir anda ilginizi çekti. Ve uzanıp, ona dokundunuz...


Bu tırtılın dönüşeceği kelebek, oldukça normal bir kelebek. Ancak, tırtılın üzerindeki tüyler için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Öyle ki, her yıl düzinelerce insan sadece bunlara dokunduğu için ölüyor...

Dikenlerdeki zehrin, kanın pıhtılaşmasını önlediği için oldukça acılı ve çirkin bir ölüm sözkonusu...


Tekrar serin sulara geri döndüğümüzde, bizi çok hoş olmayan bir canlı karşılıyor... Bir yılan...


Eğer Hindistan civarına yolunuz düşerse, bu su yılanı ile karşılaşmamaya çalışın. Zira, bilinen en ölümcül zehre sahip...

Sadece 1.5 miligramlık zehir, sizi öldürmeye yeterli olacaktır...


Denizde dalmaya karar verdiniz ve tabanda bir ilginçlik farkettiniz...

ve üzerine bastınız... Tebrikler, böylece kaya balığı tarafından sokuldunuz!..


Dakikalar içerisinde sizi öldürebilecek zehir, işin kötü tarafı değil ne yazık ki... Zehrin yarattığı acı o kadar yoğundur ki, zehre maruz kalanlar, oracıkta bacaklarının, kollarının kesilip atılması için yalvarırlar...


Denizin tabanından uzaktasınız, tırtıllara, "fazla" renkli kurbağalara karşı dikkat kesildiniz, etrafta görünen bir deniz kabuklusu da yok... Tehlike geçti mi?..


Avustralya kıyılarında yüzüyorsunuz, su tertemiz, serin, güneş ısıtıyor... Bu şartlarda, zaten çevresine çok benzeyen bir "canavarı" gözden kaçırmak kolaydır...


Chironex fleckeri adlı bu deniz anasının dokungaçlarındaki binlerce mikroskobik iğne, istemsizce yavaş bir sürtünmenizle harekete geçiyor ve vücudunuza bilinen en güçlü nörotoksini gönderiyor...


Vücudunuz en fazla 30 saniye süren bir acı şokuna maruz kalıyor... Aklınıza gelebilecek en korkunç acı... Bu 30 saniye sonrasında hayatta kalıp kalmamak, şansa bağlı denebilir...


Chironex fleckeri'nin dokungaçları koparılıp, kurutulduktan sonra bile, ıslandığı anda zehri tekrar iletmeye hazır hale geliyor...




www.haber.mynet.com

www.frmtr.com

RSS FeedRSS

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Macys Printable Coupons